Yazan İyidiyetisyen Ekibi

Yeni başlayan birçok diyetisyen için en zor cümlelerden biri şudur: “Seans ücretim şu kadar.”
Bilgi var, emek var, danışana ayrılan zaman var. Ama konu ücrete gelince insan bir an duraksıyor. “Pahalı mı oldu?”, “Ucuz söylersem değersiz mi görünür?”, “İlk danışanlarımı kaçırır mıyım?”, “Diğer diyetisyenler ne alıyor?” gibi sorular arka arkaya geliyor.
Bu yazı net bir fiyat listesi vermek için değil, kendi ücretinizi daha bilinçli belirlemeniz için hazırlandı. Çünkü her şehir, her uzmanlık, her çalışma şekli ve her danışan süreci aynı değil.
Danışan çoğu zaman 45 dakikalık ya da 60 dakikalık görüşmeyi görür. Diyetisyen tarafında ise iş sadece o görüşmeden ibaret değildir.
Bir danışan sürecinde genellikle şunlar vardır:
Ön görüşme mesajları
Randevu planlama
Anamnez alma
Kan tahlili ve sağlık geçmişi değerlendirme
Beslenme planı hazırlama
Alternatifleri düzenleme
Kontrol öncesi notlara bakma
Ölçüm ve takip verilerini yorumlama
Gerekirse planı revize etme
Danışanın kısa sorularına dönüş yapma
Makbuz, ödeme ve kayıt işleri
Yani “bir saatlik görüşme” dediğiniz şey, çoğu zaman bir saatten daha fazla emeğin sonucudur. Ücret belirlerken sadece ekranda veya odada geçen süreye bakarsanız, kendi emeğinizi eksik hesaplarsınız.
Olmak zorunda değil. Hatta çoğu zaman aynı olmaması daha mantıklıdır.
İlk görüşme genellikle daha uzundur. Danışanın sağlık geçmişini, günlük düzenini, uyku saatlerini, ilaç kullanımını, beslenme alışkanlıklarını, hedefini, ölçümlerini ve beklentisini ilk kez orada öğrenirsiniz. Planı sıfırdan kurarsınız.
Kontrol görüşmesinde ise mevcut plan üzerinden ilerlersiniz. Kilo değişimi, uygulama zorluğu, açlık durumu, sosyal yaşam, egzersiz ve tahlil gibi başlıkları yeniden değerlendirirsiniz. Yine emek vardır ama ilk görüşmedeki sıfırdan kurulumla aynı değildir.
Bu yüzden şu model sık kullanılır:
İlk görüşme: daha yüksek ücret
Kontrol görüşmesi: daha düşük ücret
Aylık takip paketi: toplamda daha planlı bir ücret
Burada önemli olan danışana bunu açık anlatmaktır. “İlk görüşme daha uzun sürüyor ve size özel plan bu görüşmeden sonra hazırlanıyor” dediğinizde ücret farkı daha anlaşılır hale gelir.
Hayır. Online olması, emeğin otomatik olarak azaldığı anlamına gelmez.
Online görüşmede klinik kirası veya fiziksel alan maliyeti olmayabilir. Ama danışanı değerlendirme, plan hazırlama, takip etme ve sorumluluk alma işi devam eder. Hatta bazı online süreçlerde yazılı takip ve mesajlaşma daha fazla zaman alabilir.
Online ücreti belirlerken şu soruya bakmak daha doğru olur:
“Bu danışan için toplamda ne kadar zaman ve dikkat ayırıyorum?”
Eğer online pakette görüşme, plan, haftalık takip ve mesaj desteği varsa bu hizmet basit bir “PDF liste gönderimi” değildir. Ücret de buna göre belirlenmelidir.
Çoğu diyetisyen fiyat belirlerken piyasaya bakar ama kendi maliyetine bakmaz. Oysa önce kendi tablonuzu görmeniz gerekir.
Aylık sabit giderlerinizi yazın:
Kira veya oda kullanım ücreti
İnternet, telefon, elektrik
Program, randevu sistemi, web sitesi giderleri
Muhasebe ücreti
Vergi ve SGK/Bağ-Kur yükümlülükleri
Eğitim, kongre, kitap ve mesleki gelişim giderleri
Reklam veya içerik üretim maliyeti
Ulaşım
Kullanılan ölçüm cihazları ve ofis malzemeleri
Sonra çalışabileceğiniz gerçek danışan sayısını düşünün. Haftada kaç yeni görüşme alabilirsiniz? Kaç kontrol görüşmesini sağlıklı yürütebilirsiniz? Her gün dolu randevu almak gerçekçi mi? Hastalık, tatil, iptal, boş saatler ne olacak?
Bu hesabı yapınca şunu daha net görürsünüz: Çok düşük ücret, kısa vadede danışan getirse bile uzun vadede sürdürülebilir olmayabilir.
Elbette çevrenizdeki ücretleri bilmek gerekir. Aynı şehirde, aynı semtte, benzer hizmet veren diyetisyenlerin ücretleri size fikir verir. Ama sadece rakibe bakarak fiyat belirlemek eksik kalır.
Çünkü iki diyetisyen aynı hizmeti veriyor gibi görünse de süreçleri farklı olabilir.
Biri sadece görüşme yapıp liste gönderiyordur. Diğeri detaylı anamnez alıyor, haftalık takip yapıyor, alternatif listeler hazırlıyor, spor düzenini dahil ediyor, tahlilleri beslenme açısından değerlendiriyor olabilir.
Dışarıdan ikisi de “online diyet” gibi görünür. İçerideki emek aynı değildir.
Bu yüzden kendinize şu soruyu sorun:
“Ben bu ücretin karşılığında danışana tam olarak ne veriyorum?”
Bu sorunun cevabı net değilse fiyat da netleşmez.
Tek bir ücret söylemek yerine hizmeti paketlere ayırmak hem sizin hem danışan için daha anlaşılır olabilir.
Örnek bir yapı şöyle olabilir:
Tek görüşme:
Kısa değerlendirme, temel öneriler veya mevcut planı gözden geçirme için kullanılabilir.
İlk görüşme + kontrol:
Yeni başlayan danışanlar için daha sağlıklı bir modeldir. Çünkü ilk planın nasıl uygulandığını görmeden süreci tamamlamış sayılmazsınız.
Aylık takip paketi:
İlk görüşme, belirli sayıda kontrol, plan revizyonu ve sınırlı mesaj desteği içerebilir.
Özel takip paketi:
Diyabet, PCOS, sporcu beslenmesi, gebelik, sindirim sorunları gibi daha dikkatli takip gerektiren alanlarda daha kapsamlı yapı kurulabilir.
Paket yaparken her şeyi içine doldurmayın. “Sınırsız WhatsApp desteği” gibi kulağa iyi gelen ama sizi yoran vaatlerden uzak durun. Sınırsız destek yerine sınırı belli destek daha profesyoneldir.
Örneğin:
“Paket süresince planınızla ilgili kısa sorularınızı hafta içi 10.00-18.00 arasında iletebilirsiniz.”
Bu cümle danışanı dışlamaz. Sadece sürecin çerçevesini çizer.
Yapılabilir, ama dikkatli yapılmalı.
Yeni mezun bir diyetisyen ilk danışanlarını kazanmak için tanıtım dönemi ücreti belirleyebilir. Bu yanlış değildir. Yanlış olan, bu indirimi belirsiz ve süresiz hale getirmektir.
“Şimdilik düşük alayım, sonra artırırım” dediğinizde o “sonra” çoğu zaman gelmez. Danışanlar eski ücretinizi duyar, siz de fiyat artırırken huzursuz olursunuz.
Daha iyi bir yöntem şudur:
“İlk 10 danışan için tanıtım ücreti”
veya
“Eylül ayı boyunca geçerli başlangıç paketi”
Böylece indirim bir değersizlik sinyali değil, sınırlı bir başlangıç fırsatı olur.
Diyetisyenlerin bir kısmı ücret söylerken hemen açıklama yapmaya başlar:
“Aslında normalde daha yüksek ama…”
“Size şöyle yapabilirim…”
“Pahalı geldiyse başka türlü de olur…”
Bu dil danışanda da tereddüt oluşturur. Ücretinizi kısa, net ve sakin söylemek daha iyidir.
Örnek:
“İlk görüşme ücretim X TL. Görüşme yaklaşık 60 dakika sürüyor. Görüşmeden sonra size özel beslenme planınızı hazırlayıp iletiyorum. Kontrol görüşmeleri ise Y TL.”
Bu kadar. Gereksiz savunma yapmanıza gerek yok.
Danışan “Neler dahil?” diye sorarsa o zaman hizmet kapsamını anlatırsınız. Ama ücreti söylediğiniz anda kendinizi kanıtlamaya çalışmak çoğu zaman iyi durmaz.
Düşük ücret bazen hızlı danışan getirir. Ama uzun vadede üç sorun çıkarabilir.
Birincisi, çok fazla danışan almanız gerekir. Bu da hazırlık ve takip kalitesini düşürebilir.
İkincisi, danışan süreci daha kolay iptal edilebilir görür. İnsan düşük ücretli hizmeti bazen daha az ciddiye alır.
Üçüncüsü, siz mesleki olarak yorulursunuz. Çok çalışıp az kazandığınızda eğitimlere, iyi sistemlere, kendinizi geliştirmeye bütçe ayıramazsınız.
Bu yüzden uygun fiyatlı olmak ile kendinizi ucuz konumlandırmak aynı şey değildir.
Ücret artırmak için kendinizi suçlu hissetmeyin. Giderler artar, deneyiminiz artar, hizmet kaliteniz değişir, takip sisteminiz gelişir. Ücretin aynı kalması her zaman gerçekçi değildir.
Mevcut danışanlar için geçişi yumuşatabilirsiniz. Örneğin yeni ücretleri yeni başlayan danışanlara hemen uygulayıp, mevcut danışanlara bir sonraki paket döneminden itibaren geçerli yapabilirsiniz.
Mesaj örneği:
“Merhaba, bilgilendirmek isterim. Danışmanlık ücretlerim 1 Eylül itibarıyla güncellenecek. Mevcut paketiniz aynı koşullarla devam edecek; yeni ücretlendirme bir sonraki paket döneminde geçerli olacak.”
Bu mesaj net, saygılı ve yeterlidir.
Bu tamamen sizin çalışma tarzınıza bağlı. Ücretsiz ön görüşme bazı diyetisyenler için iyi çalışır, bazıları için zaman kaybına dönüşür.
Eğer ücretsiz ön görüşme yapacaksanız kısa tutun. Bu görüşme detaylı anamnez veya mini danışmanlık olmamalı. Amaç, danışanın ihtiyacını anlamak ve sizin çalışma şeklinizi anlatmaktır.
Sınır koymak için şöyle diyebilirsiniz:
“Ön görüşme yaklaşık 10 dakika sürer. Bu görüşmede sağlık geçmişinizi detaylı değerlendirmiyoruz; çalışma şeklimizin size uygun olup olmadığını konuşuyoruz.”
Bu ayrım önemli. Aksi halde ücretsiz görüşme, farkında olmadan ücretsiz danışmanlığa dönüşebilir.
Bunun tek doğru cevabı yok.
Ücreti açık yazmak, gereksiz mesaj trafiğini azaltır. Danışan daha bilinçli gelir. Ancak bazı diyetisyenler, önce danışanın ihtiyacını anlayıp sonra paket önermeyi tercih eder.
Benim pratik önerim şu: En azından hizmet kapsamınızı açık yazın. Ücret yazmayacaksanız bile “ilk görüşme”, “kontrol”, “aylık takip” gibi seçenekleri anlatın. Danışan neye başvurduğunu bilsin.
iyidiyetisyen.com profilinizde kısa biyografi, uzmanlık alanları, çalışma şekli ve iletişim bilgilerinizin güncel olması bu yüzden önemli. Danışan size ulaştığında en azından kim olduğunuzu ve hangi konularda çalıştığınızı görmüş olur.
Her ücret herkese uygun olmayacaktır. Bu normal.
Bir danışan için ücretiniz yüksek gelebilir. Bu, yanlış fiyat belirlediğiniz anlamına gelmez. Burada önemli olan kendinizi savunmaya geçmeden, hizmet kapsamını sakin şekilde anlatabilmektir.
Örnek:
“Anlıyorum. Ücrete ilk görüşme, beslenme planınızın hazırlanması ve kontrol sürecine kadar gerekli planlama dahil. Daha kısa bir değerlendirme isterseniz tek görüşme seçeneği de sunabilirim.”
Bu cevap hem anlayışlıdır hem de hizmetin değerini düşürmez.
Kendi ücretinizi belirlerken şu sırayla düşünün:
Önce maliyetinizi hesaplayın. Sonra bir danışana ayırdığınız toplam zamanı yazın. Ardından sunduğunuz hizmet kapsamını netleştirin. En son piyasaya bakın.
Çoğu kişi tam tersini yapıyor. Önce piyasaya bakıyor, sonra kendini o rakama sıkıştırıyor. Bu da ya emeği düşük fiyatlamaya ya da ne sunduğunu anlatamadan yüksek görünmeye yol açıyor.
Sağlıklı sıra şudur:
Benim aylık giderim ne?
Bir danışana gerçek anlamda kaç saat ayırıyorum?
Hangi hizmetler ücrete dahil?
Hangi hizmetler ayrıca ücretlendirilmeli?
Bu ücret benim için sürdürülebilir mi?
Danışan bu ücretin karşılığında ne aldığını anlayabiliyor mu?
Bu sorulara cevap verdiğinizde fiyat belirlemek daha az kişisel, daha çok profesyonel bir karar haline gelir.
Diyetisyen ücreti belirlemek sadece “kaç TL alayım?” sorusu değildir. Asıl soru şudur: “Ben nasıl bir hizmet veriyorum ve bu hizmeti sürdürülebilir şekilde nasıl fiyatlandırırım?”
Çok düşük ücret sizi yorar. Belirsiz paket danışanı karıştırır. Sınırsız destek vaadi sınırları bozar. Sürekli indirim yapmak hizmetinizin değerini gölgeler.
Bunun yerine net kapsam, sakin bir dil, sürdürülebilir ücret ve düzenli takip sistemi kurun. Danışan sadece rakama bakmaz. Ne aldığını, nasıl takip edileceğini ve sizin süreci ne kadar profesyonel yönettiğinizi de hisseder.
Yeni mezun diyetisyen seans ücretini nasıl belirlemeli?
Önce kendi giderlerini ve bir danışana ayıracağı toplam zamanı hesaplamalı. Yeni mezun olmak daha düşük bir başlangıç ücreti belirlemeyi makul kılabilir, ancak ücret sürdürülemeyecek kadar düşük olmamalıdır.
İlk görüşme ve kontrol ücreti farklı olabilir mi?
Evet. İlk görüşme genellikle daha uzun ve kapsamlıdır. Kontrol görüşmesi mevcut planın değerlendirilmesine dayanır. Bu yüzden farklı ücretlendirme yapılabilir.
Online diyet ücreti yüz yüze görüşmeden daha düşük mü olmalı?
Her zaman değil. Online süreçte klinik maliyeti azalabilir ama plan hazırlama, takip, mesaj desteği ve mesleki sorumluluk devam eder. Ücret, hizmet kapsamına göre belirlenmelidir.
Diyetisyen paket ücreti nasıl hazırlanır?
Paketin içinde kaç görüşme olduğu, kontrol sıklığı, plan revizyonu, mesaj desteği ve takip süresi net yazılmalıdır. Belirsiz paketler hem danışanı hem diyetisyeni zorlar.
Ücretsiz ön görüşme yapmak mantıklı mı?
Kısa ve sınırı belli olursa mantıklı olabilir. Ancak ücretsiz ön görüşme detaylı danışmanlığa dönüşmemelidir. Süresi ve amacı baştan belirtilmelidir.
Danışan ücretimi pahalı bulursa ne yapmalıyım?
Panikle indirim yapmak yerine hizmet kapsamını sakin şekilde anlatın. Gerekirse daha kısa veya daha sınırlı bir seçenek sunabilirsiniz. Her danışanın her hizmete uygun olması gerekmez.

İyidiyetisyen Ekibi

İyidiyetisyen Ekibi

İyidiyetisyen Ekibi