Yazan Diyetisyen Serpil Öztürk

Tiroid ve kilo alımı ilişkisi özellikle Hashimoto ve hipotiroidi tanısı alan kişilerde çok sık gündeme gelir. Beslenme burada tiroid hastalığını “tedavi eden” bir yöntem değil; hekim teşhisi ve yönlendirmesi doğrultusunda, tıbbi tedaviyi destekleyici bir yaşam tarzı adımıdır.
Tiroid hormonları vücudun enerji kullanımını etkiler. Hipotiroidide, yani tiroid bezinin yeterli hormon üretemediği durumda, metabolik hız yavaşlayabilir; yorgunluk, kabızlık, üşüme, ödem hissi ve kilo artışı görülebilir. NIDDK de hipotiroidide vücut fonksiyonlarının yavaşlayabileceğini ve tiroid hormonlarının enerji kullanımında rol oynadığını belirtir.
Fakat burada net bir ayrım yapmak gerekir: Her kilo artışının nedeni tiroid değildir. Bunu kliniğimde çok sık görüyorum. Danışan “tiroid kilo verdirmiyor” diye geliyor; kan değerlerine, uyku düzenine, öğün içeriğine, stres yüküne ve hareket düzeyine baktığımızda tablo çoğu zaman daha karmaşık çıkıyor.
Tiroid kilo alımını kolaylaştırabilir, evet. Ama tek açıklama gibi görmek doğru olmaz. Özellikle Hashimoto’da inflamasyon, insülin direnci, demir veya D vitamini eksikliği, yetersiz protein alımı, düşük kas kütlesi ve sürekli düşük kalorili diyet geçmişi kilo yönetimini zorlaştırabilir.
Hashimoto, tiroid bezini etkileyen otoimmün bir durumdur. Bağışıklık sistemi tiroid dokusuna karşı reaksiyon gösterebilir ve zamanla hipotiroidi gelişebilir. Tanı; TSH, serbest T4, serbest T3, anti-TPO, anti-TG gibi kan değerleri ve hekimin klinik değerlendirmesiyle konur. NIDDK, Hashimoto’da tanı ve izlem için tiroid hormonları, TSH ve tiroid antikorlarının değerlendirilebildiğini belirtir.
Hashimoto diyeti denince birçok kişinin aklına glutensiz, sütsüz, şekersiz, çok kısıtlı listeler geliyor. Ben bunu otomatik olarak önermiyorum. Her Hashimoto hastasının gluteni kesmesi gerekmez. Herkesin süt ürünlerini bırakması da gerekmez. Kişide çölyak hastalığı, belirgin intolerans, sindirim şikâyeti veya hekim tarafından belirtilen özel bir durum varsa plan farklılaşır.
Beslenmede ana hedef; kan şekerini dengede tutmak, yeterli protein almak, liften zengin beslenmek, antioksidan kapasitesi yüksek gıdalara yer vermek ve eksiklikleri hekim kontrolünde takip etmektir. British Thyroid Foundation da tiroid hastalıklarında belirli bir besinin veya takviyenin tiroid hastalığını tedavi ettiğini söylemenin doğru olmadığını, dengeli beslenmenin temel olduğunu vurgular.
Hipotiroidi ve metabolizma ilişkisini tek cümleyle anlatmam gerekirse: Vücut daha düşük viteste çalışıyor gibi hissedebilir. Kişi daha çabuk yorulur, hareketi azalır, kabızlık ve ödem hissi artar, tartı iniş çıkışları daha belirgin hale gelir.
Ama metabolizma sadece tiroidden ibaret değildir. Kas kütlesi, uyku, stres, insülin dengesi, adet döngüsü, bağırsak sağlığı ve kullanılan ilaçlar da tabloya etki eder. Özellikle uzun süre çok düşük kalorili diyet yapan kişilerde vücut adaptasyon gösterebilir. Bu yüzden “az yiyorum ama kilo veremiyorum” cümlesini duyduğumda sadece kalori hesabına bakmam.
Metabolik durumunuzu anlamak için bazı hesaplayıcılar başlangıç fikri verebilir; örneğin metabolizma yaşı hesaplama aracı, vücut kompozisyonu ve metabolizma algısı hakkında genel bir bakış sağlayabilir. Elbette bu hesaplar tanı koymaz; sadece farkındalık sağlar.
Kilo duraklaması tarafında konu daha genişse, hormonal süreçleri anlattığım Kilo Vermek İçin Kalori Açığı Yetmez yazısı da bu rehberle iyi örtüşür.
Tiroid hastalarında beslenme önerileri kişiye göre değişir; fakat temel bazı ilkeler çoğu kişi için yol göstericidir. İlk olarak protein alımını kontrol ederim. Çünkü yeterli protein; tokluk hissini, kas kütlesini ve kilo yönetimini destekler. Kahvaltıyı sadece simit veya poğaça ile geçiştirmek, günün ilerleyen saatlerinde tatlı isteğini ve atıştırmayı artırabilir.
Her ana öğünde bir protein kaynağı olmasını isterim: yumurta, yoğurt, kefir, peynir, balık, tavuk, hindi, kırmızı et, baklagiller gibi. Yanına sebze, salata veya çorba eklemek lif alımını artırır. Lif hem bağırsak hareketleri hem de kan şekeri dengesi açısından önemlidir.
Karbonhidratı tamamen kesmek yerine kalitesini değiştirmek daha sürdürülebilirdir. Beyaz ekmek, şekerli içecek, paketli atıştırmalık, hamur işi ve tatlı tüketimi sıklaştığında kilo yönetimi zorlaşabilir. Tam tahıllar, baklagiller, yulaf, karabuğday, bulgur ve uygun porsiyonda patates daha dengeli seçeneklerdir.
Yağ kalitesi de önemli. Zeytinyağı, ceviz, badem, fındık, avokado ve balık gibi kaynaklar porsiyon kontrolüyle kullanılabilir. Kızartmalar, işlenmiş etler ve trans yağ içeren paketli ürünleri sınırlamak gerekir.
Hashimoto diyeti konuşulurken selenyum, çinko, demir, D vitamini, B12 ve iyot çok sık gündeme gelir. Bu besin öğeleri tiroid sağlığıyla ilişkilidir; fakat “herkes takviye kullanmalı” demek doğru değildir. Eksiklik varsa, hekim kontrolünde yerine koymak gerekir. Gereksiz takviye kullanımı faydadan çok kafa karışıklığı yaratabilir.
İyot konusu özellikle hassastır. Tiroid hormonlarının yapımı için iyot gerekir; ama fazla iyot bazı otoimmün tiroid durumlarında sorun yaratabilir. Deniz yosunu, kelp gibi yüksek iyot içeren ürünleri kontrolsüz kullanmayı önermem. NIDDK da bazı otoimmün tiroid hastalıklarında yüksek iyot alımının sorun yaratabileceğini belirtir.
Tiroid ilacı kullanan kişilerde ilacın emilimi de beslenmeyle ilişkilidir. NIDDK’ye göre levotiroksin genellikle aç karnına alınır; kahve, soya, demir ve kalsiyum içeren multivitaminler emilimi etkileyebilir, bu nedenle kullanım şekli mutlaka hekim önerisine göre düzenlenmelidir.
Hashimoto ve hipotiroidi sürecinde karmaşık listeler yerine uygulanabilir tabak modeli daha işe yarar. Başlangıç için şu düzeni kullanabilirsiniz:
Tabağın yarısı sebze, salata veya lifli bir çorba olsun.
Tabağın dörtte biri protein içersin: yumurta, balık, tavuk, hindi, et, yoğurt, kefir veya baklagil.
Tabağın dörtte biri kaliteli karbonhidrat olsun: bulgur, karabuğday, yulaf, tam tahıllı ekmek, baklagil veya uygun porsiyonda patates.
Yağ kaynağı olarak zeytinyağı, ceviz, badem veya avokado kontrollü miktarda eklenebilir.
Gün içinde su tüketimi, bağırsak düzeni ve tuvalet alışkanlığı takip edilmelidir.
Öğün atlayıp akşam tek büyük öğüne yüklenmek yerine, açlık-tokluk sinyallerine göre daha dengeli bir ritim kurulmalıdır.
Burada amaç “tiroide özel mucize tabak” yaratmak değil. Amaç, vücudu sürekli kan şekeri dalgalanmasına sokmayan, kas kütlesini destekleyen ve kilo yönetimini kolaylaştıran bir beslenme düzeni kurmaktır.
Herkes için glutensiz beslenme şart değildir. Çölyak hastalığı, belirgin hassasiyet veya hekim değerlendirmesiyle saptanan özel bir durum varsa glutensiz plan düşünülebilir. Aksi halde gereksiz kısıtlama sürdürülebilirliği azaltabilir.
Kahve tamamen yasak değildir; fakat tiroid ilacının emilimini etkileyebilir. İlacın ne zaman alınacağı ve kahvenin ne kadar sonra içileceği konusunda hekiminizin önerisini takip etmeniz gerekir.
Önce tiroid değerlerinin hekim tarafından kontrol edilmesi gerekir. Sonra beslenme, uyku, hareket, stres, insülin direnci, kas kütlesi ve olası vitamin-mineral eksiklikleri birlikte değerlendirilmelidir. Sadece daha az yemek çoğu zaman yeterli olmaz.
Metabolik hız etkilenebilir; fakat bu durum kilo yönetiminin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Doğru tıbbi takip, yeterli protein, lifli beslenme, hareket ve sürdürülebilir enerji planı süreci destekler.
Tiroid ve Hashimoto sürecinde beslenmenizi kişisel kan değerlerinize, yaşam düzeninize ve kilo hedefinize göre planlamak için tiroid hastalıklarında beslenme danışmanlığı sayfamdan çalışma yaklaşımımı inceleyebilirsiniz; bu içerik tanı veya tedavi yerine geçmez, kişiye özel değerlendirme için hekiminizle ve diyetisyeninizle görüşmeniz gerekir.

Diyetisyen Serpil Öztürk

Diyetisyen Serpil Öztürk